Bizim Oraların Kaba Yelleri

2012-11-06 22:42:00
Bizim Oraların Kaba Yelleri |  görsel 1

  tomurcuk bilmemiş çiçek gülmemiş kızamık gibi vurmuş bozkırın yüzüne özlemi türkü olmamış ikindi günü kadar bir gün görmemiş ne yeşili ne de bahar selleri yelkovan dikenim öksüz anam gülüşü düşsüz anam yaşamak dedikleri cümle gurbet elleri boz toprağında hayatın savrulan toz sürükler gazel ömrünü bir boşluk uğultusu bir hiçlik soluması yaşayan ölümün ürküten soluğu bizim oraların kaba yelleri boz kır kül... acının sarı coğrafyasında yalın yayvan ayaklarınla bir fani yeldime ömür kuru bağrın insafsız zemheriler görmüş ve orağı kızartan ağustoslar yanık aşkların narından yıkılmış yurtlarda kalan ocak külleri ne kadın olmayı bilmiş ne insan varı yoğu bir zayıf can ayak değil dikenler taşlar içinde yaşayan başka ve yaban bir dünyadan gelmiş hiçliğe koşarak dolaşan efsanevi bir hayvan el değil acıdan başkasına tutunamayan çiçek nedir bilmeyen çile dalları işte öyle geldin hep böyle gittin hep çerden çöpten evlerde çerden çöpten hayatlarda tozdan külden yaşadın saban kerpiç yalın ağıt sürgün yoksul yalnız kaçkın bitmeyen bekleyişlerde kıtlıklarda kıranlarda kuruldu ömür tezgahın hep ağladın hep yalvardın çiğnendin hep kırıldın hep sürüldün senin tanrın olmadı hovarda aristokrat Zeus fırtına tanrısı Telepnu sana vurdu kırbacını kana kafalı halkların tanrısı denilen Utu Alanus Anus Kumarbı Uranus Kronos Zeus bütün tanrıların öksüz koyduğu doğuştan günahkar geldin elin ekmek bilmeden başın tokmak yüzün tükr&u... Devamı

Ay mı Düştü Saçlarına

2012-11-06 21:49:00
Ay mı Düştü Saçlarına |  görsel 1

bir yerde gelir acı davetsiz kanatarak zordasın faka düştün yukarda bulutsuz çırılçıplak ay ve sen bin yarayla çığlık çığlığa ne yar kalmış ne rüzgar saçlarına dokunan acı gelir ansızdan parşümen bir kederin atlasındasın yol ayrımlarındasın bir ömürde kaç milat ey şair ay mı düştü saçlarına bulutlar mı bulaştı güneşi kararmış şafaklardasın gün gelir de gül diye öptüğün yar umudunu yağmalar hazin ayrılıklardasın ansızın gelir acı küf bir şarkı dökülür dudağından bir gülüş kavlar sırtlanlar dalar kalbini kağıt bir kayığın devrildiği andasın ey şair kırağı mı çaldı gülüşün güllerini ordular mı geçti yüzünün yamaçlarından şakilerin yazgısı mı kahpe acılar gözlerinde ülkelerce bir yara kanar binlerce çocuk binlerce ana yanar şuranda şakilerin yazgısı uçurumlarda biter kurşun yemiş de sırtından deli kanamalardasın gonca gülün alı mola destanlar kanar alnına akşam çöken gönül dağlarındasın uzat avuçlarını uzaklara ey şair ateşler mi avuçladın acılardan mı yandı parmak uçların kanayan bir resmin yasında mısın has bahçenin dalı mola şahan yürek deli rüzgarsın hayat çileleri çizmiş alnına eğnine hasretler vurmuş fırlat rüzgarlara yarin mendilin kalsın parçalansın yalnızlık yoldaşın olsun sevdalar sırdaşın yürekse yeryüzünün gülüşünde güneş açmadan dünyanın döşünden çekmeden gagasını leş kuşları bu yürek sevdalara bedel olsun yana yana kanasın yar gibi yar olmayan devranlarda yürekse kendini yerden yere çarpa çarpa parçalansın 07.06... Devamı

Bozkır Korsanı

2012-11-06 21:39:00
Bozkır Korsanı |  görsel 1

yedi denizler dışarı tükürdü beni korsanım sevdalardan kalbimin suratında pala yarası kıraçlara düştüm aylı yamaçlara diken tarlalarında bir kırık kayık kalbim toz burgaçlarına yelken açan şimdi deniz kızlarından kalan bir derin şarkıdır akşam kalbimin yarıklarından akan sürgünüm sevdalardan bir keder bıraktı atımın terkisine bin yıllardır yağmalanmış sokaklarında hiçlik uğultusu yıkılmış evleri çerden çöpten yapılı yüreği vurgun olmuş ne desen unutmuş gülmeyi doğalı cehennemler ortasında yaşamaktan zebaniler sultasında mazlum ve naçar bencileyin sürgün olmuş ıssız sokaklarından at ılgarlayıp geçtim düşleri bin yamalı bir derin keder bırakmış virane köyler bana yedi deryalar artığı korsanım belalardan ay doğar bir sencileyin sen gibi susuşuyla sen gibi duruşuyla aşkı kim söyler bana mecnunun leylayı sorduğu yanık ocak taşlarını gördüm ağıt dağlarında at sürdüm asuri baskınlara uğradım hitit akşamlarında promete ateşlerinde yandım zamanda dolaşan bir deliyim ben savaş alanlarından kıtlık sofralarından direniş destanlarından geçtim yuvarlandım zamanın uçurumlarına geçtim gözyaşlarıyla yangınlardan yaralardan hülyalardan korsanım belalarda ne zaman ayağa kalksam zincirlendim yeniden bütün zamanlarda direndim bütün zamanlarda bulutlan ayı fırtınaları ve yoksulları sevdim bozkırlar korsanıyım karasularından uzak kuyu başlarında bekledim sen benim kurumuş ırmak yataklarımsın kör kuyularımsın sen benim etmimi kanatan dikenlerde düştüğüm uçurumlarda fırtınalarda zindanlarda sevdim ben seni korsanım karana vurdum hasretin ödül bana yoksun diye kaç vurmuşum kalbim... Devamı

Bir Bozkır Ağıdının Gözyaşında Islanması

2012-11-06 21:32:00

ağlayışların kırkikindi ağlayışların yüzüme yonttuğu derin uçurum ve ayrılıkların yıldırım düşmeleri içimde o yangın artığı kentler ve keder kum... boşalmış köylere vurdum zifiri ıssızlıkta hayaletler dolaşan yıkık sokaklar ve silmiş erguvani süpürgesi ölümün çocukları-sevdaları-düşleri her vurgunda biraz daha ıssıza vurdum da yürek atımı peşimde ihanetin arsız gülüşleri... anladım aşk değilmiş benimkisi aldanışın parçalanmış aynası kentler tükürüp kalabalık taşladıktan sonra düşlerimi gördüm yok olan ormanlardan kalan ardıç ağacıyım bozkırda bazan yurtsuz bir karınca kanlı ayak izleri hüznün yitik dizeleri göğün denizlerinde yüzerken ay ben orada kırık bir hayatın anlamında tektim ve yol kıyılarında hiçliğin girdabı bakışlarıyla göz göze geldiğimde ben o ölü köpektim... dokundum sözcüklerden nasıl akar mağmalar yaşadım bir köpek yüreğini nasıl dalar... ve anladım düşlerin maskeleri düştükçe aşk değilmiş benimkisi yıldırımın gök fidana çarpması... aşk değil-akarsuyun yanılması... ve her seferinde giyinip gece rengi harmanisini hüznün dönmek yarasını yalayan yabanıl bir hayvanca dönmek... ıssızlığına... ve kaldırımlarda senfonik yağmur animasyon hüzünler-makyajlı sözler çalıntı bakışlar-alıntı gülüşler-fabrikasyon düşler hastane kapılarında ölürken yoksul çocuklar nasıl tanımlardı yalnızlığın yürek kanında yeşeren türküsünü kuşkusuz aşk değildi benimkisi bir bozkır ağıdının gözyaşında ıslanması bir düşün sırtına hançerler saplanması... aşk oradaydı işte b... Devamı

YOL ÇATINDA

2012-11-06 21:20:00

http://fc-foto.com/14248445 Yol Çatında -Karanlık mağaralarda -Defineler de vardır tehlikeler de -Elime bir parça ışık düşürdün -Ben senin darlıklarında öleli çok zaman oldu -Kalbinin dehlizlerini başıma göçürdün her kent biraz ölür her ayrılıkta yeniden hep yeniden başkalaşarak doğar tuzsuz bir sabah-kekre bir akşam cesetsin serinliğine alıştığın sokaklara dökülür bulutlardan ezberlediğin erguvanlar ayaklarından uzaklaşan dalgın sulara diken büyütür kalbine anılar sokak sokak içinde param parça yırtılmış fotoğraflar suratın kıpırdanmaz baktığın kuyularda rüzgarda asılı sesin boşluğu yalar şak şak her ana yabancısın bir sonrasında beynindeki izler silikleştikçe kanar gitgide uzar ara donuklaşır buğulanır aynalar sırlar dökülür zamana gölgem kara karlı dağlara karışıp gitmiş her gün başka bir kılıkta çığ gibi akmış şafak gün günden eksilmiş yar yara kesilmiş zamansız inmiş güz ve bunu en iyi dalgın bakışlarından bilir geceye bakakalmış yağmurlu camlar camlar sessiz ağlayarak gayri sözler hükümsüz hayat bu dünyanı sığdırdığın sevdalı gözler kalkar ömrünün tedavülünden yüzüm sen de zamanda yaprak kurursun yaralar da kapanır suskunluklar suskunluklar eğirilir boşlukta sallanan mecalsiz parmakların keder kapanır yabancı ellerin sıcaklığına bulanır çoğalır zaman gibi saçında aklar unutulursun sözüm yok ayrılıklara gözüm sözüm yok giden yara bir parça böler yüreğinden ayrılıp gittiğin yar belki yaralı ve gözyaşlarıyla doğar sonrası yaşanacak sevdalar bedeli vardır ayrılıkların bunu ödersin özüm sözüm yok giden yara... Devamı

Rüzgâr

2011-01-09 02:12:00

Rüzgâr çıktı-esti zaman Saçların güldür güldür bulut içinde kaldı Gazele düştü gülüş Ah sen gitme –ben biraz da bulutların nazıyım Koskoca bir kentin sürgün yeriydi kalbim Benden sorulurdu aşklardan kalan onca düş Bakarsın bir martı akar gözlerinin ufkundan Gün geldi benden bilindi bütün ıssızlar Olur ya açılır sandım zından Gözlerinden Yaram umut içinde kaldı Gitme sen Ben biraz da zayi olmuş sevdaların tozuyum O harami gecelere selam olsun Yüreği it gibi dalayan yalnızlıklara selam Uçurumlar başında kelle koltukta sevdim Değilse aşk olmazdı bu devranda gül bahçeleri ummak Türküm ki sürgünlerin söylediğidir Sokakların tenhasıydım ıssızların meczubu Aah geceye akan kanda bilendim Selam olsun Urganını omzunda taşıyan o suçlu bendim Hani Nasıl olsa hayat Bir yerde seni de ağlatmıştır An vardır her ömürde çarpar acının göktaşı O zaman Kan içinde kalan o bulutu aldım ben gözlerinin değdiği yerden Saklarım hâlâ Sil gitsin Ama yaşandı bir kez Ben senin yanağında gözyaşının iziyim Ömrüm sana sürgünlükmüş gerisi boş Farz et ki soluksuz bir ney gibiyim Rüzgârı bilmeyen kamış Alsın dedim Gayri yollar Ahımı yükledim de sırtıma Kırık bir gülüştür ömrüm Dağa taşa sığamayan sızıyım Rüzgârda kumun sözü Söyleme adımı Gidenlerin yaktığı ateşler kalır ya hani çöllerde Karanlıkta kanayan ateşlerin közüyüm Ömrüm sana sürgünlükmüş Ben ki aşkın söylenmeyen sözüyüm Adnan Durmaz ... Devamı

Ay mı Düştü Saçlarına

2010-05-14 22:44:00

  bir yerde gelir acı davetsiz kanatarak zordasın faka düştün yukarda bulutsuz çırılçıplak ay ve sen bin yarayla çığlık çığlığa ne yar kalmış ne rüzgar saçlarına dokunan acı gelir ansızdan parşümen bir kederin atlasındasın yol ayrımlarındasın bir ömürde kaç milat ey şair ay mı düştü saçlarına bulutlar mı bulaştı güneşi kararmış şafaklardasın gün gelir de gül diye öptüğün yar umudunu yağmalar hazin ayrılıklardasın ansızın gelir acı küf bir şarkı dökülür dudağından bir gülüş kavlar sırtlanlar dalar kalbini kağıt bir kayığın devrildiği andasın ey şair kırağı mı çaldı gülüşün güllerini ordular mı geçti yüzünün yamaçlarından şakilerin yazgısı mı kahpe acılar gözlerinde ülkelerce bir yara kanar binlerce çocuk binlerce ana yanar şuranda şakilerin yazgısı uçurumlarda biter kurşun yemiş de sırtından deli kanamalardasın gonca gülün alı mola destanlar kanar alnına akşam çöken gönül dağlarındasın uzat avuçlarını uzaklara ey şair ateşler mi avuçladın acılardan mı yandı parmak uçların kanayan bir resmin yasında mısın has bahçenin dalı mola şahan yürek deli rüzgarsın hayat çileleri çizmiş alnına eğnine hasretler vurmuş fırlat rüzgarlara yarin mendilin kalsın parçalansın yalnızlık yoldaşın olsun sevdalar sırdaşın yürekse yeryüzünün ... Devamı

Kağıt Gemi

2010-05-04 00:08:00

Devamı